Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

10 Aralık 2010 Cuma

Türban meselesi...

Ciddi bir yazı yazacağım zaman geriliyorum fakat yazmazsam olmaz. Sussan olmuyor susmasan olmaz mevzusu yani. Türban, başörtüsü vesaire adına her ne deniyorsa... Benim bu konuda söyleyecek bir kaç lafım var.

İlk önce söze şunu söyleyerek başlamak istiyorum. Ben türbana karşı bir insan değilim. Hatta ben giysi konusunda herhangi birşeye karşı olan bir insan değilim. Mesela bir nudist çıplak bir şekilde gezebilsin, bir öğretmen şortuyla ders verebilsin, budist turuncu kıyafetleriyle üniversiteye girebilsin, bir milletvekili slip mayosuyla meclise girebilsin, Fes takmak isteyen taksın, kavukla gezmek isteyen gezsin, isteyen Deli Cevat gibi saatini pipisine takıp gezsin, isteyen istediğini giysin, isteyen giymesin, isteyen istediğini yapsın...Yani ben bu kadar aşmış bir şekilde bakıyorum olaya. Fakat bir de toplumsal gerçek diye bir şey söz konusu...

Geçen KPSS'ye girerken yaşadığım bir sıkıntıya değinmek istiyorum. Biliyorsunuz ki Eğitim Bilimleri Sınavı, çekilen kopya yüzünden iptal edilmişti. Bunun için "olağanüstü" önlemler alan ÖSYM bu önlemleri sadece açık insanlara uyguladı. Sınava girerken, cebimdeki dönüş paramı (bozukluklar) attım, sigaramı, çakmağımı ve benim için en önemli olan sınavlarda burnum aktığı için yanımda getirdiğim mendilimi attım. Bunların dışında küpe bile takmanın yasak olduğu bu sınava, baş örtülü arkadaşın kafasının içi herhangi bir aramaya tabî tutulmadan, küpe yoklamasını bırakın kulaklığı var mı yok mu diye bakılmadan, çantası sadece gözle aranarak içeri girdi. Evet ülkemde ilk defa ikinci sınıf vatandaş gibi hissettim kendimi. Bu konuda polisi uyardığımda bana verilen cevap "Uzun sürecek abi! Çok kişi var! Git sınavına gir allanısen" oldu... Bir şey diyemedim sınav öncesi moralimi bozmak istemiyordum. Ya sabır dedim geçtim...

Şimdi gelelim asıl konuya. Dediğim gibi kimsenin kıyafetinde değilim ben fakat oturup bi düşünmek gerek. Türbanla üniversiteye giren genç kızımız, ileride iş hayatına girdiği zaman ne olacak? Orada o türbanı çıkarmak zorunda kalmayacak mı? İşte o zaman da çalışırken de türbanı takmak istemeyecek mi? İsteyecek elbet. Peki buna neden karşıyım?


Hakimler, savcılar, avukatlar neden cübbe giyerler? Doktorlar neden beyaz önlük? Ya da bir öğretmen neden başı açık olmalıdır? Hepsinin tek sebebi var. Bu görevleri yerine getiren insanların tarafsız olma zorunluluğu! Çünkü bir hakim veya savcıya gittiğiniz zaman onun cübbesi tarafsızlığını simgeler. Yani o insanın ne siyasi, ne dini görüşünü bilememenizi ve o insanın sizin hakkınızda vereceği kararların tarafsızlığını! Diyelim ki siz alkol yüzünden Hakime Hanım'ın karşısına çıktınız, Hakime Hanım'ın başında türban! İşte o zaman sıçtığınızın resmidir canlarım. Çünkü o insanın hayati görüşünü ve duruşunu biliyorsunuz ve baştan kaybetmişsinizdir... Tarafsızlık çok ama çok nadir bir seçenektir...

Bir Doktor Hanım'ın başında türban, siz penisinizde çıkan yara için gidiyorsunuz (ki oldukça insani bir durum), ee n'oldu şimdi? Ya da kendi başıma gelen bir olayı anlatayım, midye yediğim için besin zehirlenmesi yaşayıp özel bir hastaneye kaldırıldım. Dindar bir doktor (soyadı da öyleydi) ki bıyıklarından anlamamak mümkün değildi. Midye yüzünden zehirlendiğimi söyleyince "öyle günah şeyler yersen, zehirlenirsin elbet" gibi bir yorumla geldi bana...

Öğretmenler hele... En önemli meseledir bu! Öğretmenlerin tarafsızlığı... Bir öğretmen tarafsız olmalıdır ve bütün yolları göstermelidir öğrencilerine, iyi yolu seçmelerini önermelidir fakat seçimleri öğrencilere bırakmalıdır. Dini, ırkı, cinsiyeti yüzünden herhangi bir ayrım yapması söz konusu bile olmamalıdır. Okuldayken bazı arkadaşlarım vardı, erkeklerle değil konuşmak selam dahi vermiyorlardı. Peki bu arkadaşın erkek öğrencisi olduğu zaman ve o çocuk yere düştüğü zaman ne yapacak? Günah deyip dokunmayacak mı?

Olmaz canlarım, olmaz... Malesef toplumda tarafsız olması gereken meslekler vardır, bu mesleklerde kıyafet serbest olmaz, olamaz! Mustafa Kemal Atatürk bu kanunları getirirken bir bildiği vardı elbet ve toplum henüz bu şekil bir ayrımı, şekilleşmeyi kabul edecek kadar gelişmedi. Üzgünüm fakat toplumu önemseyen her bireyin (türbanlı veya türbansız) kabul etmesi gerekir ki, ESAS AYRIMCILIK TÜRBANIN SERBEST BIRAKILMASIYLA BAŞLAYACAKTIR...

3 yorum:

  1. Yazdıklarının her kelimesine katılıyorum. Eline sağlık !!!

    YanıtlaSil
  2. doğrusun dürüstsün aferim :)

    YanıtlaSil